Makaleleri.org

Böbrek İltihabı

Böbrek İltihabından söz açılmadan önce bu iltihabın meydana geldiği organı yani böbreği kısaca bir gözden geçirelim. Böbrek karın boşluğunda omurga kemiğini iki yanında sağlı sollu yer alan çok önemli bir organdır. Böbrek bir çifttir. Bu ikiz kardeşlerin birbirine bakan yüzleri hafif çukurca olup buraya göbek adı verilir. Böbreğe giren ve çıkan damarların sinirlerin ve sidik borusunun çıkış noktası burasıdır.

Böbrek Ne İşe Yarar

Böbreğin görevi kanı temizlemektir. Vücuda zararlı hatta zehirli olan maddeler sidik aracılığıyla atılır. Bu yüzden böbrekler kanımızı arıtıcı bir rafineri görevini yaparlar. Böbrek denilen bu çok duyarlı rafineri belli başlı üç bölümden meydana gelir. Kabuk bölgesi, piramit bölgesi ve havuzcuk.

Sidiğin kanda süzüldüğü bölge kabuk bölgesidir. Kabuk bölgesi ile havuzcuk arasındaki piramit bölgesi bir takım kanalcıklar dan meydana gelmiştir. Süzülen sidiğin havuzcuğa iletmeye yarar. Havuzcukta toplanan sidik de sidik boruları ile sidik torbasına gider. Bu yazımızın konusu olan böbrek iltihabının meydana geldiği bölge böbrekteki bu üç bölgenin en dışında yer alan kabuk bölgesidir. Bazı tıp bilgileri bu hastalığa Nefrit adı verir verirler.

Bright Hastalığı

Tıp tarihinde böbrek iltihabı hastalığını ilk teşhis eden doktor İngiliz Richart Bright (1789-1858) dır. Bright etraftaki deney ve araştırmalardan sonra hastalığın böbrek kabuğu bölgesinde meydana geldiği kesinlikle ortaya koydu. Birçok kimse tarafından Bright hastalığı adıyla anılan böbrek iltihabı özel adı ile Nefrit yukarda da işaret ettiğimiz bir Rafineri bozukluğudur.

Böbrek İltihabının Sebepleri

Tehlikeli bir hastalık olan nefrit çeşitli sebeplerden ileri gelir. Hastalık şiddet ve süre bakımından iki tipe ayrılır:

Evegen (had) Nefrit:

Bu gibi nefritlerde şiddetli baş ağrısı, ateş, bel ağrısı, kusma belirtileri görülür. Hasta kuvvetini kaybeder. İştahı azalır. İdrar adeta yok gibidir. Bu durumda suni böbrek yardımıyla kanın temizlenmesi yoluna gidilir. Yoksa hasta kısa zamanda ölüme sürüklenecektir.

Böyle korkutucu belirtiler gösteren evegen nefrit türlü bulaşıcı hastalıklardan cesaret alır. Özellikle frengi, verem, çiçek, grip, kabakulak vb olaylarda ortaya çıkar.çünkü bu hastalıkta meydana gelen toksinler vücuttan dışarı atılırken böbrekler aşırı derecede çalışmak zorunda kalır. Bu aşırı yorgunluk kabuk bölgesindeki damarcık keselerine bir çeşit iltihaplanma doğurur. Vücudun atmadığı zehirler adeta bu kesede yığılıp kalır rafinerinin süzgeçleri tıkanır ve çürür.

Süreğen (müzmin) Nefrit:

Bazı hekimler özellikle nefritin bu şekline Bright nefriti adı verirler. Bright nefriti genç yaşlarda pek görülemez. Genellikle 50 yaş üstündeki insanlarda rastlanır. Süreğen nefrit önceden geçirilmiş bir nefritin sonucunda olabilir. Fazla alkol almak, Et, yumurta, protein yönünden zengin besinlere düşkün olmak bright nefritini hazırlar.

Belirtileri, zayıflama, kuvvetten düşme, sinirlenme, mide bozuklukları, soluma darlığı, ödemler, unutkanlık, baş ağrıları, tansiyon yükselmesi, baş dönmesi, baygınlık ve ağır burun kanamalarıdır. Soğuk süreğen nefrit in en büyük düşmanıdır.

Böbrek İlltihabının Tedavisi

Nefriti iyileşmesi için belli başlı şart perhizdir. Taze balık, taze ve iyi pişmiş yumurta, yeşil sebzeler, şekerli besinler, meyve, çorba ve sütler verilebilir. Tuz çok zararlıdır. Yüksek tansiyonlu nefritte müshil ile kalbi kuvvetlendiren ve idrar söktüren ilaçlar verilir.

Ödem yapan nefritte tuzdan kesinlikle kaçınılır. Nefrit üremi yapan durumunda az azotlu tuzsuz besinlere müsaade edilir. Bazı evegen durumlarda cerrahi müdahale de olumlu sonuçlar verir.

Hukuk fakültesine hangi alandan girilir

Hukuk fakültesine girmek için ek puanın en fazla olacağı yani hukuk fakültesine girebilmek için lisede tercih edilecek olan alan Ea - 2 dir. Ea 2 eşit ağırlık 2 demektir.

Ea 2 bundan önceki sistemde eşit ağırlık diye belirtilen ve Türkçe Matematiğin çok önemli olduğu alan seçimidir.Bunun yanında Ea 2 sistemi ile birlikte sınavda gereken taban puanı geçtikten sonra bir sonraki aşamada yetenek adı verilen sınavlar da yapılmaktadır.

Kötü Tümörler

Sizinde işittiğiniz gibi kanserle savaşmak için son günlerde büyük ve çok kıymetli araştırmalar yapılmaktadır. Bu eski çağlardan beri bilinen ve her yıl dünyada yüz binlerce kişinin ölümüne sebep olan bir hastalıktır. Kanser tehlikeli olan ve bu bakımdan iyi tabiatlı (selim) tümörlerden ayrılan kötü tabiatlı (habis) tümörlerin görülmesi ile kendisini belli eder.

Tümör Nedir?
Oluşumu tam bir dokuda henüz bilinmeyen sebeplerle hücrelerin ara sıra mübalağalalı tarzda ve inatçı bir gelişmeye istekli parçalanıp çoğalmaları sonucu bir doku kütlesi meydana getirdikleri görülür. Bu eni doku kütlesine tümör denir.

Kötü Tabiatlı (Habis) Tümörler
Kötü tabiatlı tümörler kesin olarak sınırlandırılamazlar. Kötü tabiatlı tümör hücreleri yalnız huyları yönünden değil sınırsız çoğalma güçleriyle de normal hücrelerden ayrılılar. Genellikle hacimli olan bu anormal hücreler normal dokuların arasına sokularak akla durgunluk verici bir süratle gelişip tümörleri meydana getirirler.
Bu tümörler komşu doku ve organizmaları sıkıştırıp boğarak her geçen gün çalışmalarına biraz daha engel olurlar. Yeni oluşmuş bu dokular daha uzaktaki dokuları istila etme gücüne sahiptir. Hücreler başlangıç merkezinden ayrılıp kan veya leffa (akkan) ile yeni bir organa giderek orada başka bir merkezin kurulmasını sağlarlar. Metastaz adı verilen bu yer değiştirme olayı böylece sürekli olarak tekrarlanır. Kötü tabiatlı tümörler ameliyattan sonra kolaylıkla nükseder. Bu gelişme kısa yada uzun süre içinde tamamlanabilir.

İyi Tabiatlı (Selim) Tümörler
İyi tabiatlı tümörler gelişmelerinin yavaşladığı ve yer değiştirmelerinin seyrek oluşu ile tanınırlar. Bununla beraber iyi tabiatlı tümörlerdeki hücrelerde düzensiz olarak çoğalırlar. Genellikle organizma için tehlikesiz olan bu tümörler kanserlere başlangıç olabilirler. Ama iyi tabiatlı oldukları sürece tahrip etmeye ve içerlerine girmeye teşebbüs etmeden normal dokuların yanı başlarında gelişmeye devam ederler. Bulundukları yerden ameliyatla çıkarıldıktan sonra nüksetmezler. En önemli özellikleri yer değiştirmeyişleridir.

Tümörlerin Sınıflandırılması
Tümörler ait oldukları dokulara göre aşağıdaki biçimde sınıflandırılır;
Başlangıcını Epitel Dokudan Alan Tümörler
İyi Tabiatlı Olanlar
Papilom (Meme başı gibi çıkıntılar yaparlar)
Adenom (Lenfa düğümlerinde, bez dokularında görülür)
Kötü Tabiatlı Tümörler
Epitelyom (Bir çeşit cilt kanseridir)
Karsinom (Çeşitli organların epitelyum dokularında görülür)
Başlangıç Bağ Dokusundan Alan Tümörler
İyi Tabiatlı Tümörler
Fibrom (Bağ dokusu Tümörü)
Osteom (Başlangıcı kemik hücrelerinden alan tümör)
Miyom (Başlangıcı kas hücrelerinden alan tümör)
Anjiom (Başlangıcı kan hücrelerinden alan damar tümörü)
Kötü Tabiatlı Tümörler
Sarkom, Osteo-Sarkom, Miyo-Sarkom, Anjio-Sarkom
Başlangıcı Sinir Dokudan Alan Tümörler
Nevrom (Sinir Tümörü)
Gliyom (Başlangıcı beynin gliya hücrelerinden alan tümör)
Meninjiyom (Meninks tümörü)

Tümörün Bilinen Sebepleri Var Mıdır?
İlim tümörün sebeplerini henüz tayin edememiştir. Bununla birlikte bir organı kansere elverişli hale getiren etkenlerin (amillerin) bazılarını tespit etmiştir. Bir tümörün doğuşu dış irkiltici sebeplerle kolaylaştırılmış olabilir.
Bir pipo dudağa devamlı temas etmesi ile doku bozuklukları ve tümörler meydana gelebilir. Ana belli başlı etkenler şunlardır:
• Kimyasal maddeler katranlı maddeler boya veren maddeler.
• Işınlar ultraviyole ışınlar X ışınları radyo aktivite ve hatta belki güneş ışınlarının kendileri;
Tütünün oynadığı rol henüz aydınlanmamış bir problem olarak durmaktadır. Bilginler son günlerde kanserin virüslerin etkisi ile meydana geldiğini fiziksel ve kimyasal etkenlerin hazırlayıcı bir rol oynaya bileceklerini düşünmektedirler. Ama bu düşünce de henüz bir kesinlik yoktur.
Kanserin başlangıcı için genellikle kabul edilen teori şudur: Normal bir hücre yukarda bahsedilen faktörlerin etkisi ile kanserli hücre özelliklerine sahip olunca huyları döllerine geçerek çoğalır ve kanserli dokuyu meydana getirir.

İrsiyet Ve Sirayet
Hayvanlarda yapılan denemeler bazı kanser çeşitlerinin soydan kalıtım yoluyla geçtiklerini ispatlar gibi görünmektedir. Ama aynı denemelerin insan vücudunda yapılması zor olduğu için bu problem insanlar yönünden henüz aydınlanmamıştır. Tarihi önemlerinden ötürü çok iyi tanınan kanserli aileler vardır. Özellikle bir organın soydan kalıtım yoluyla kanser aşılanmaya hazırlıklı olabileceği de sanılmaktadır.
Diğer taraftan kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Aynı ailenin fertlerinde veya aynı kafeste beslenen hayvanların her birinde kanser görülmesi basit bir rastlantıdan başka bir şey olmaya bilir.

Tümörün Tedavisi
Hangi dönemde olursa olsunlar kötü tabiatlı (habis) tümörlerin gelişmelerini önleyecek bir tedavi henüz bulunmamıştır. Bu gün iki tedavi tarzı uygulanmaktadır. Birincisi, kanserli dokunun radyoaktif ışınlarla tahrip edilmesi. İkincisi ise hasta bölgenin operatörler tarafından kesilip çıkartılmasıdır. Bu iki tedavi yönteminden olumlu bir sonuç almak kanserin cinsi ile teşhis ve tedavinin gecikmemiş olmasına bağlıdır.

Cerrahi Tedavi
Cerrahi tedavinin amacı tümörün bütünüyle (mümkün olduğu takdirde) metastaz ihmali olan komşu doku ve organları keserek çıkartmaktır.

Radyo Aktif Işınla Tedavi
Bazı tümörler X ışınları ile tedavi edilebilirler. Eskiden tümörün etrafına radyum iğneleri saplanıyordu. İyi sonuç veren yeni bir radyo aktif metot ise kobalt bombasının kullanılmasıdır. Radyo aktif izotoplar kanserli hücrelerin yer değiştirmesini önler veya bazı kan kanserini tedavi eder.
Şimdiye kadar kötü tabiatlı kanserlerin tedavi edilmeleri için ilaçlar teklif edilmiş denenmiştir. Ama bunların hiç biri iyi sonuç vermemiştir. En çok kullanılan Antimitotik adı altında toplanan ve hücrelerin çoğalmalarını önleyici ilaçlardır.

Kanserin Belirtileri
Kanser önceden kestirilmeyen bir hastalık olmasına rağmen organizmadaki varlığını haber veren ilk işarete rastlamak mümkündür. Bu belirtiler ise :
1- Mide Kanseri: İştahın azalması, sindirimde zorluk, süratli zayıflama, kansızlık, kusmalar.
2- Beyin kanseri: Çeşitli sindirim rahatsızlıkları, görüşte bulanıklık, evham(kuruntu), kusmalar, sara krizleri
3- Akciğer Kanseri: Omurgada sancılar, inatçı öksürük, çizgiler halinde kan görülen tükürük.
4- Gırtlak Kanseri: Boğuk veya kısık ses, boğazda sancılar vs.
5- Dil Kanseri: Dilin herhangi bir yerinde bilhassa kenarlarında sertlik ve yara meydana gelmesi.
6- Dudak Kanseri: Kapanmayan ve iyileşmeyen yaralar.

Diğer Korkutucu Genel Belirtiler:
Çocukluk çağından beri mevcut olan şeytantırnakları, et benleri ve siğillerin görünüşlerini değiştirip büyümeye ve kanamaya başlaması derinin altında küçük ve yuvarlak sertlikler meydana gelmesi.

Patates Bitkisi

Patates Bitkisi 1846 yılında geçimlerini sağlamak amacıyla binlerce İrlandalı evini barkını bırakıp yabancı topraklara doğru göç etmeye başladı. Bulundukları yerde kalmak onlar için açlıktan ölmeyi göze almak demekti. İrlanda da hemen her çiftlikte yetiştirilmekte olan ve halkın belli başlı besin maddesi sayılan patates, bir bitki hastalığı yüzünden mahvolma tehlikesi ile karşı karşıya idi ve beklenen felaket geldi çattı. Birkaç gün içinde bütün patates bitkisinin mahvolduğunu gören köylü ekmeğini başka yerden çıkarmak üzere çiftini çubuğunu bırakıp yabancı diyarlara göç etti.
İşte İrlanda halkının kaderinde rol oynayacak kadar önemli olan bu bitkinin o zamanlar Avrupa da ancak 300 yıllık bir geçmişi olan patates Avrupa ya 1535 yılında İspanyollar tarafından getirilmişti. Önceleri ilaç yerine kullanılan patates sonraları havyan yemi olarak kullanılmaya başladı. Patatesin insan yiyeceği olarak kullanılmaya başlaması 1770 yılına rastlar. O yıllardan bu yana gerek besleyici değerinin yüksekliği gerek yetiştirme masrafının azlığı yüzünden geniş çapta ekilen patates hemen bütün dünya ülkelerinde ön planda gelen bitkiler arasında yer alır. Bu gün yeryüzünde yıllık patates üretimi 200 milyon tona yaklaşır.
Patates içindekiler
Patates insanların bazı çiftlik hayvanlarının beslenmesi nişasta ve ispirto elde etmek için yetiştirilir. Her şeyden önce fekül (iri taneli nişasta) yönünden çok zengin olan patatesin içinde ayrı olarak protein, vitaminler ve madensel tuzlar vardır. Skorbüt hastalığına karşı koyan C vitamini başta gelir. Fosfor, Klor, Magnezyum, Alüminyum ve özellikle kasların çalışmasını geliştiren potasyum tuzları bol miktardadır. 100 gr patateste 2,5 gr protein, 0,35 gr yağ, 16,20 gr şeker bulunur ve bütün bunlar 92 kalori sağlar.

Galya’ lılar

Hint ve Avrupa kavimlerinden bir olan Kelt ler, Ren nehri dolayları yerleşmişlerdi. Daha sonraki yüzyılda bu havzadan ayrılan birçok Kelt kabilesi Avrupa nın batı bölgelerine yayıldı. Bunlardan bazıları da MÖ 700 ile 400 yılları arasında bugünkü Fransa ya yavaş yavaş gelip yerleştiler.
Romalılar bu topraklara Galya buraya resmen yerleşen Keltlere de Galyalı adı vermişlerdi. Galyalıların gelip yerleştiği bu ülkenin üçte ikisi sık ormanlarla geri kalan üçte biri de bataklıklarla kaplıydı. Bununla birlikte ormanlar av hayvanlarıyla göllerde balıklarla doluydu. Zamanla göçebeliği bırakan Galyalılar çiftçilik ve madencilik yapmaya başladılar. Buğday ekiyor, üzüm yetiştiriyorlardı. Ülkedeki maden ocaklarını da oldukça ileri metodlarla işliyorlardı.
Daha sonraları ticaret ve küçük el sanatlarının sağladığı rahat hayattan da hoşlanıyorlardı. Özellikle küçük el sanatlarındaki beceriklilikleri günümüze kadar gelen çeşitli vazo, altın, gümüş ve bakırdan yapılmış süs eşyası görmek mümkündür.
Bütün bunlara rağmen Galyalılar büyük şehir kuramamışlardı. Taştan yâda kazıktan yapılmış set ve duvarlarla korunan kasaba ve köylerde küçük topluluklar halinde yaşarlardı. Onların bu türlü yaşayışları büyük bir devlet meydana getirmelerine imkân vermedi. En az atmış kabileye bölünmüş olan Galyalılar birbirleri ile sık sık savaşa tutuşuyorlardı. Kabileler arasındaki en güçlü olanlar Eduenlerle Sekuan lardı. Galyalılar arasındaki sürekli savaşlar Romalıların bu ülkeyi kolayca ele geçirmelerine imkân verdi. MÖ 1 yy da, düzenli ve disiplinli Roma Ordusunun başında Galyaya giren Sezar, kısa bir süre içinde bütün ülkeyi egemenliği altına aldı.

Sbs Sonuçları

Fen, Anadolu, sosyal bilimler ve diğer bazı meslek liselerine öğrenci yerleştirmek amacıyla gerçekleştirilen ve ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçlarının da katılarak hesaplandığı Ortaöğretim Yerleştirme Puanları (OYP) açıklandı sisteme girmek için :

Tıklayınız.!!!

Adaylar, kontenjanlar ve tercih işlemlerine ilişkin bilgilerin yer aldığı kılavuza Bakanlığın www.meb.gov.tr internet sitesinden ulaşabilecek.Tehcih yapacak adaylar için ise aşağıda verilen :

Tıkalayınız.!!!

Son Haçlı Seferleri

Dördüncü haçlı seferinin de başarısızlığa uğraması üzerine Papa İnnocenzo III yeni bir çağrıda bulundu. Ama Avrupa hükümdarları arasında yalnız Macar kralı Andre bu çağrıya cevap verdi. Kuzey Avrupa dan gelen haçlılarla birlikte 200 000 kişilik bir ordu toplandı. Bu orduda Dalmaçya kıyılarından hareketle ve deniz yolu ile Akka önlerine gelerek karaya çıktı. Şeriya nehri boyundaki Müslüman şehirleri yıkıp yaktı ama Kudüs ü ele geçiremedi. Orduda açlık baş gösterince Andre ülkesine dönmek zorunda kaldı. Haçlı sürüleri de oraya buraya dağıldılar. Ordudakilerin çok azı yurtlarına dönebildi.
Beşinci seferin başarısızlığını örtmek için Papa Onorio III, Alman İmparatoru Friedrich II yi altıcı haçlı seferlerine çağırdı. Fiedrech II büyük bir kuvvetle gene deniz yolu ile Akka ya geldi. Eyübilerin karışık olan iç durumundan yararlanarak Dimyat ve Kudüs ü kuşattı.
Eyübiler Kudüs te serbestçe oturmak ve Dimyat ı geri alma şartıyla şehri imparatora teslim ettiler(1229). Ama 1224 yılında Kudüs ü haçlılardan geri aldılar.
Kudüs ün yine Müslümanların ele geçirmesi üzerine Papa İnnocenzo IV bütün hristiyanları sefere çağırdı. Ama saflığı ve dindarlığı ile tanınan Fransa kralı Saint Luois den başka kimse bu çağrıya cevap vermedi. Topladığı 50 000 kişilik bir kuvvetle ve deniz yolu ile Dimyat a geldi. Mansure denilen yerde son Eyübi hükümdarı Turan Şah tarafından esir edildi. Büyük kurtuluş parası vererek kendisini ve kumandanları kurtarıp Fransa ya döndü(1249).
Saint Luois yurduna döndükten bir süre sonra kardeşi Sicilya kralı Charles D Anjeu nun kışkırtmaları ile son haçlı seferine çıktı. Ama Tunus üzerine düzenlediği bu seferde ordusunda çıkan veba salgını hem kendini hem de ordusunun yarısının ölümüne sebep oldu.(1270)

Beyin Kabuğundaki Merkezler

Sinir Merkezleri
Biyoloji bilginleri yaptıkları deneyler sırasında beyin kabuğunun çeşitli noktalarını harekete geçirmek için sık sık elektrik akımından yaralanmışlardır. Görülen tepkiler her birinin belirli bir görevi olan beyin kabuğundaki bölgelerin yani sinir merkezlerinin tespit edilmesine imkan vermiştir. Hastanın beyinin deki rolando yarığının hemen önündeki bir nokta tahrik edilince kolun, biraz yukarısındaki başka bir nokta tahrik edilince de bacağın kasıldığı görülmüştür. Böylece kol ve bacakların oynatıcı merkezleri tespit etmek mümkün olmuştur.
Sağ beyin yarım küresinin tahrik edilmesi ile gövdenin sol tarafındaki organlar, sol yarım kürenin tahrik edilmesi ile de sağ taraftaki organlar hareket eder. Bir hayvanın sol beyin yarım küresi kesilip çıkartılırsa gövdesinin sağ kısmında tam bir felç meydana gelir. Sağ beyin yarım küresi çıkartıldığında ise sol yanı felç geçirir.
Oynatıcı Merkezler
Oynatıcı merkezler rolando yarığının ön kısmında bulunur. Her bir merkez bir tek kasa emir veremez. Bir eklemi hareket ettiren bir kas grubuna emir verir. Beyin kabuğunda yapılan uyarılar kasların isten dışında birden bire ve şiddetli kasılmaları ile kendini belli eden sar’ a krizlerine sebep olur. Hücrelerin takip edilmesi sonucunda ise o bölgedeki merkeze bağlı organlarda felç meydana gelir.
Konuşma Merkezi
Konuşma merkezi üçüncü sol alın büklümünde bulunur. Öteki merkezlerden önce pierre- Paul Broca (1820-1880) adında bir operasyon tarafından keşfedilmiştir. Daha sonra bu büküme keşfeden operatörün adı verilmiştir.
Konuşma merkezinde ilk önce söyleyeceğimiz kelimelere gerekli olan hareketler için karar hazırlığı yapılır. Sonra bu karar komşu oynatıcı merkezlerin işbirliği ile birer oynatıcı akız olarak ses organının kaslarına ulaşılır.
Bu merkezler her hangi bir hastalık ses kaslarının görevini yapmasına engel olabilir. Bunun sonucu olarak da ses organlarında hiçbir hastalık bulunmamasına rağmen o şahıs konuşma yeteneğini kaybedebilir. Bu hastalığa afazi adı verilir.
Yazı Yazma Merkezi
Bu merkez ikinci alın büklümünde bulunur. Yazılacak kelimenin görüntüleri burada hazırlanır. Yazı yazmak istediğimiz zaman bu görüntüler sol yarım küredeki kolun oynatıcı merkezine geçer. Oradan da oynatıcı akızlar durumunda sağ kol ve sağ el kaslarına ulaşır. Solak olan kimselerde görüntü sağ yarımküreye geçerler.
Beyin kabuğu merkezlerinin ve bunların aşağı inen ipliklerin beyin içindeki geçitlerde harap olması bu ipliklere bağlı olan kas kümelerinde çapraz bir felce sebep olur. Eğer iplikler çaprazlaştıktan sonra harap olurlarsa felç aynı yönde olur.
Yazı yazma merkezinin her hangi bir yerinde meydana gelen bozukluklar o şahsın yazı yazma tekniğini yok eder. Bu hastalığa Agrafi denilir. Okuma yeteneği ise bozulmamış olarak kalır.
İşitilen Sözcükleri Hatırlama Merkezi
İşittiğimiz sözcüklerin anlamlarını bu merkez yardımı ile anlaya biliriz. Bu merkezin çok zengin ve çok büyük bir plak dolabına benzetmek mümkündür. Dolapta her söz için ayrı bir plak bulunur. Bu patla o sözüm anlamı vardır. Bir kelimeyi işittiğimiz zaman plak dolabımızda otomatik olarak bir seçim yapar. Aynı anda bu kelimelerin görüntüsü ve anlamı belirir. İnsan eli ile böyle bir arşiv yapmak imkânsızdır. Birde birkaç lisanda konuşabilen bir insanı tasavvur ediniz. Bu binlerce kelimenin birkaç santimetre karelik bir yere sığabildiğini düşünmek insana inanılmayacak bir şey gibi görünür.
Bir yara veya şiddetli bir sarsıntı sonunda bu merkezdeki hücreler harap olunca o şahıs konuşmaya yazmaya ve okumaya devam etmesine rağmen işittiği sözlerin anlamlarını kavrayamaz. Bu hastalığa surdite verbale 0= konuşma sağırlığı adı verilir.
Görme Merkezi
Göze giren ışık gözün ağ tabakasında bulunan görme hücrelerinde toplanır. Bu hücrelerin konik yada çubuk şeklinde iki cins uzantıları vardır. Görme hücrelerinden sonra görme yolundaki nötronlar sıralanır. Görme yolları ağ tabakanın aldığı bu izlenimleri beyin kabuğundaki görme merkezine götürür. Beynin art kafa bölgesinde bulunan bu merkezde gözün bir fotoğraf makinesi gibi zaptettiği görüntüler anlam kazanır. Ve görme oluşur.
Görme merkezindeki hücreler harap olunca gözün ağ tabakasında görüntüler toplanmaya devam etmekle birlikte biz bunları göremeyiz. Buna kabuksal körlük (cecite corticale) adı verilir.

Pratik bilgiler

Vücut çatlaklarını önlemek artık çok kolay şekilde çözüm buluyorsunuz. Yazın gelmesiyle vücudunun çoğu kısmı açıkta kalır ve bu bölgelerde istenmeyen çıplaklar boy göstermeye başlar bu çatlaklar ve özellikle selüloitlerinden kurtulmak için iki çorba kaşığı badem yağı ile birlikte limon suyu karıştırın bu karışımı her gün çatlak olan yada selüloit olan bölgelere yaparsanız tamamen yok olmasa da çok fazla şekilde sizi bu dertten kurtaracaktır.

Bazı insanlarda damar yapısı çok belirgin olur. Kadınların çoğu belirgin damarları sevmez ve kurtulma yolları arar. Şimdi bu belirgin şekilde vücudunuzdaki damarlardan kurtarmak için bu yaz aylarında güneş ışığına çıkmayın, ayrıca bir 10 gr gliserin, bir çorba kaşığı limon suyu, bir çorba kaşığı pudra ve bir tatlı kaşığı balı karıştırarak elde edilecek kremi vücutta yayın bunu her gün yaptığınızda size hissedilir derecede yarar sağlayacağını göreceksiniz.

Günümüzün sorunlarından saç dökülmesi çok fazla rastlanan ve sorularla dolu bir konudur. Saç sağlığı için en önemlisi bakımdır. Bir yumurta sarısı, bir bardağın yarısı kadar saf zeytinyağı, bir çay kaşığı maya ve bir çorba kaşığı elma sirkesini iyice karıştırıp oluşturduğunuz karışımı saçınıza sürüp daha sonra sarın ve yaklaşık olarak 2 saat bekleyiniz. Daha sonra iyice masaj yaparak yıkayın bu karışımı haftada bir kullandığınızda saç sağlığını korumuş ve dökülme sorununu da çöze bilirsiniz.

Kadınların sorunu tüyler ve tüyleri yok etmenin yolu ise genelde ağda olarak görülür. Ağdadan sonra oluşan kırmızılıklar ise çözün bir gün sonra yapılacak iki bardak deniz tuzu, bir yumurta akı, bir limon kabuğu rendesi bir çorba kaşığı susam yağını karışımı ile bacalarınıza sürdükten sonra biraz bekletip yıkayın ve kurulayın daha sonrasında bacaklarınıza bebek pudrası sürün kesin sonuç alacaksınız.

Çeşme Pansiyon Listesi ve Fiyatları

Çeşme pansiyon tatilcilerine uygun fiyatlar sunan bir tatil bölgemizdir.Bu bölgede bulunan pansiyonların listesi :

K Sun Apart                   169 - 249 TL             Sitesi

Tümüyle yenilenen apart binasının odalarında, sizlere evinizin konforunu yaşatmaya çalışıyoruz. Tamamen ihtiyaçlarınız düşünülerek hazırlanmış apartlarımızda huzurla konaklayabilir, muhteşem deniz, doğa ve Sakız Adası manzarasına sahip oda ve balkonun keyfini sürerek her yönüyle unutulmaz bir tatil yaşayabilirsiniz.

Sun Apart 45 apart odaya ve 7 stüdyo daireye sahiptir. Tüm apartlarımızda mutfak ve gerekli malzemeler, buzdolabı, televizyon, klima, saç kurutma makinası standart olarak yer almaktadır.

Ayrıca özel plajı, kapalı ve açık yüzme havuzu, hamamı, kahvaltı ve yarım pansiyon seçenekleriyle sizleri bekliyoruz.

Zeyno Apart Otel                       175 TL                          Sitesi

Çeşme’nin doğallığı korunmuş ,asırlık zeytinler arasında merkeze 2 dk yürüme mesafesi uzaklıkta bulunan Zeytin Apart Otel’imiz deneyli turizimci patronu ,güleryüzlü ve eğitimli personeli ,huzurlu ve temiz odaları,yetişkinler ve çocuklar için havuzlari ,asansörü ve iç açıcı manzaralı terası ile gunun 24 saatinde hizmetinizdedir.

Zeytin Apart Otel toplam 2 studyo odaya ve 10 apart odaya sahiptir.

Zeytin Apart Otelde odalar salon,banyo ve havuz manzarali balkon icermektedir.Bunun yani sira odalarda klima/telefon baglantisi ve butun mutfak gerecleri de mevcuttur.

* Televizyon
* Buzdolabi
* Klima
* Balkon
* Telefon
* Wireless İnternet

Tülce Pansiyon                                30 TL                         Sitesi

FİYAT KİŞİ BAŞI GÜNLÜK FİYATTIR.

PANSİYONUMUZ ANTİK YUNAN GÖRÜNÜMLÜ OLUP EGENİN İNCİSİ AYAYORGİ KOYUNA 10 DAKİKA YÜRÜME MESAFELİDİR.
ÇEŞME MERKEZE 300 METRE DİR.

KLİMALI ODALARIMIZ DA MEVCUTTUR. SICAK SU 24 SAAT VARDIR.

APART ODALARIMIZ DA MEVCUTTUR.

KAFETERYAMIZ HİZMETİNİZDEDİR.

Hezcan Otel                             40TL                         Sitesi

Kişi başı fiyattır. Oda ücreti 80 TL dir Kahvaltı dahildir.

Tatilin keyfini Tezcan Otel’de yaşayarak size vermiş olduğumuz değeri ayrıntılarda farkedeceksiniz.

Otelimiz Çeşme şehir merkezinde olup Çeşme’nin ünlü koyu Aya Yorgi’ye 600 metre uzaklıktadır.Tüm ulaşım yerlerine 2 dakikalık mesafesiyle, sakin gürültüsüz ortamıyla size sunulacak tatilin keyfini burada yaşayacaksınız.

Tüm odalarımızda klima,televizyon,direk telefon ve kablosuz internet mevcuttur.Ferah yüzme havuzumuzla siz konuklarımıza kaliteli hizmet sunmaktayız.

Karla Apart Otel                      125TL                              Sitesi

8 adet 1+1 apart

5 adet standart apart

24 saat açık ön büro

Yüzme havuzu ve bar

Çocuk yüzme havuzu

Wireless

Tüm odalarda Balkon, Klima, Tv, Telefon, Buzdolabı, mutfak ve mutfak eşyaları

Dileyen müşterilerimize sabah kahvaltısı servisi

Meyva bahçesi içinde Çeşme merkezde yer alan otelimiz, 8 adet apart ve 5 adet stüdyo apart ünitesi ile hem doğa ile içiçe, hem de eğlence merkezlerine ve eşsiz plajlarımıza ulaşım kolaylığına sahiptir.

Apartınızda evinizdeki rahatlığı hissederken, bahçemizde havuza girip snack bardan yararlanabilirsiniz..

Doğa ile iç içe, sevimli ve sıcak atmosferdeki apart ve otel özelliğini taşıyan otelimize bekliyoruz.