Makaleleri.org

Rahman Görede Hayat Hikayesi

rahman göredeRahman Görede oldukça çarpıcı bir hayat hikayesine sahip.Yakışıklı oyuncu 1983 yılının 3. ayında İstanbulda dünyaya gelmiş.İstanbul Kültür Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan oyuncu Milano’da dahil olmak üzere tam 12 yıldır modellik yapıyor.
Aslında pilot olmak istediğini her fırsatta dile getiren Rahman modelliği de sevdiğini belirtiyor.Türkiyedeki diziler arasında sadece topluma bir mesajı olan dizilerde oynamak istediğini de söylüyor.
Oyuncunun şu ana kadar oynadığı diziler ise şöyle :
2008 - Aman Annem Görmesin : Hakan
2008 - Doğruluk Ekseni : Oğuz

Hamilelikte kanamalar normal midir

Hamilelikte bazı kanamalar normal bazıları ise normal değildir.Aslında gebelikte hiçbir kanamayı normal kabul etmemek gerektir.Düzgün işleyen gebeliklerde normalde kanama görülmez.Bazı bayanlarda adet dönemine uyan dönemlerde bir miktar kanama görülebilir.Bu kanamalar ilk dört ayda görülebilir ve adet dönemine denk gelen zamanlarda görülür.Fakat bu normal bir durum olarak kabul edilip gebelikte ilk dört ayda kanamalar olur denilip geçiştirilemez.Çünkü bu kanamaların mutlaka bir sebebi vardır.
Bazı bayanlarda progesteron denilen hormon yeterli seviyede değildir.Bu bayanların gebe kalması biraz daha zordur.Fakat progesteron desteği yapıldığı zaman daha rahat gebelik olabiliyor.Gebe kaldıktan sonra da bu progesteron desteğini devam ettirmek gerekiyor.En masum olarak adlandırılabilecek kanamalar bu tip bayanlarda görülen kanamalardır.Bunun dışındaki bütün kanamaları önemsemek gerekiyor.

San Francisco da görülmesi gereken yerler

San Francisco şehrinde mutlaka görülmesi gereken yeler vardır.Eğer San Francisco ya gitmişseniz bu yerleri görmeden geri gelmeyin.
San Francisco nun İstanbul a benzerliği ile ünlü bir köprüsü var.Bu köprünün adı Golden Gate yani Altın Kapı.Peki adı neden altın kapı diye soracak olursanız ; Çünkü 200 yıl önce burada altın bulunması sebebiyle San Francisco zenginleşmiş.Bunu pay biçen Çinliler deve yolunun gelmesiyle birlikte buraya gelmişler ve kendilerine ait dünya üzerindeki en büyük ikinci mahalleyi yani Çin Mahallesini kurmuşlar.Ve San Francisco da görülmesi gereken ana mekanlardan bir tanesi de renkli caddeleri ile Çin Mahallesidir.Burada ticaret mekanlarının yanı sıra turistik yerler de bulunmaktadır.
San Francisco da ayrıca başınızı döndürecek inanılmaz büyüklükte alışveriş merkezleri mevcut.Hatta severek giydiğimiz Levi’s marka kotların merkezi San Francisco da bulunmaktadır.
Bunların yanı sıra herkesin yakından tanıdığı adına hikayeler ve filmler üretilen dünyanın en zor kaçılan adası olarak bilinen Alcadras adası da San Francisco da Pasifik Okyanusu üzerinde hemen şehrin biraz açığında bulunuyor.Alcadras aslında filmlere konu olduğu üzere bir hapishane adası.Şehirden tekne turu ile buraya gidip görmeniz mümkün.Alcadras ın ünlü hapishanesini gezebilirsiniz.Bu hapishanenin hikayesi ise oldukça ilginç.Bu hapishanenin yapım sebebi ilk olarak mahkumları olan kızılderililer.Bu hapishane kızılderilileri hapsetmek için kurulmuş.Daha sonra ise Çinli hükümlüler burada hapsedilmeye başlamış.Ve en sonunda Amerikan hükümlüleri de burda hapsetmişler.Ve gerçekten bu adadan kaçmak imkansızmış.Bu ada şu anda turistik bir müze olarak halka açılmış durumda.
San Francisco daki en önemli mutlaka görülmesi gereken 3 nokta bunlardır.Bunun dışında San Francisco gezmek için çok güzel bir şehirdir ve bu 3 noktanın dışında görülmesi gereken bir sürü daha güzel yerleri vardır.

Et Beni Tehlikeli Midir

Et beni iyi huylu oluşumdur.Alınmaları için tıbbi bir gereklilik nadiren ortaya çıkar.Daha çok alınma talebi hastadan gelir.Çünkü ben kendisine ya estetik ya da fiziksel anlamda rahatsızlık vermektedir.
Et benleri çok nadir olarak enfeksiyon kapabilmektedirler.Tüm bu sebeplerden dolayı et benlerinin alınması faydalı olabilir.Ama asla tıbbi bir zorunluluk değildir.
Kişi estetik için veya yaka ve çamaşır bölgelerinde et benlerinin çamaşıra takılıp tahriş yapmasını önlemek için başvurmuşsa et benleri alınabilir.Bunun dışında öyle çok büyük bir tehlikeleri yoktur.

Lezzetli bir çay nasıl demlenir

Lezzetli bir çay demlemek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır.Peki lezzetli çay nasıl demlenir?
Demlikte demlenecek süre yaprak çayın dem süresine göre farklılık gösterir.Klasik çaylardan renk ve aroma alabilmek için daha fazla kaynatmamız gerekiyor.Ama yaprak olan çayları daha kısa demlememiz ve içerisinden yaprakları çıkartıp demlemeye devam etmemiz gerekir.Mümkünse çayın suyu ayrı ve çay ayrı yerde kaynatılmalı.
Mümkün mertebe orta sertlikte ve iyi kalitede olan bir su kullanılmalı.Su çayın tadını daha iyi almamızı sağlar.
Bunun dışında çayımızı demlikte yaptığımız zaman içerisinde yaprakları bırakmadığımız sürece kaynatmaya ve ısıtmaya devam edebiliriz.
Çayın raf ömrü herhangi bir teneke kutuda hava almayacak şekilde saklandığı takdirde 3 yıldır.Çayı nem ve rutubetten uzak tutarsak hem demlediğimizde tadını daha iyi alabiliriz hem de çayı daha uzun süre muhafaza edebiliriz.
Her zaman çay demlerken taze ve soğuk su kullanılmalıdır.Eğer demlikte demleniyorsa demliğin su koymadan önce ısıtılması iyi olur.
Çay ölçülü kullanılmalıdır.Kaç fincan çay yapılmak isteniyorsa ona göre çay konulmalıdır.Eğer çayı sütle içmek istiyorsanız önce sütü koymanız daha sonra çayı koymanız tavsiye edilir.

Telefonumuz dinleniyorsa ne yapabiliriz

Telefonumuzun dinlendiğini düşünüyorsak ne yapmalıyız?Eğer bir cep telefonu hediye edildi ise size telefonunuz dinleniyor olabilir.
Eğer sabit telefonlarınızın dinlendiğini düşünüyorsanız bu konuda savcılığa da müracaat edebilirsiniz, emniyetten teknik araştırma isteyebilirsiniz veya özel sektörde çalışan özel dedektiflerle de görüşebilirsiniz.
Eğer söz konusu olan dinleme cihazı böcek diye nitelendirilen kablosuz vericiler varsa özel dedektiflerde bunları tespit edici cihazlar bulunmaktadır.

Karaciğer Hastalıları

Karaciğer hastalıkları çok olup en başta olanları şunlardır:

Sarılıklar

Sarılık safra pigmentinin kanda çok miktarda toplanması sonucu deri, mukozalar ve konjonktivaların sarıya boyanması durumudur. Sebep bilirubinin normalden çok oluşması veya normal şekilde atılmamasıdır.

Karaciğer Sirozu

Karaciğer sirozu, yunanca esmer anlamına gelen kirrhos kelimesinden alınmıştır. Karaciğer içinde yağ, safra veya her ikisinin de bulunması veya bağ dokusuna demirin birikmesi esmer bir renk almasına sebep olur. Bu karaciğeri tahrip eden bir hastalıktır. Siroz un çeşitli cinsleri vardır.

Safra Taşları

Safra taşları, kesede veya safra kanalının içinde oluşurlar. Safra taşları oluşma sebeplerine ve yerlerine göre üç ayrı gruba ayrılır: 1)metabolik, 2)iltihabi, 3)safra kanallarında. Karaciğer hastalıkları sayılamayacak kadar çoktur. En önemlisi karaciğer sağlığına dikkat edebildiğimiz kadar etmektir.

Derinin Sağlığı

Derinin sağlığı gerçekte çok önemli olsa da çoğu kişi tarafından önemsenmez. 16 yy sonlarına doğru İngiltere kraliçesi Elizabeth 1 in her gün yıkanması sarayda büyük bir şaşkınlık uyandırıyordu. Gerçektende o yüzyıllarda Avrupa toplumlarında sağlık ve temizlik anlayışı bütünüyle değişikti. Sağlık kitaplarında insan derisinin soğuk ve sıcaktan etkilenmemesi için elden geldiği kadar sudan korunması gerektiği öğütlenirdi. Günümüzün modern toplumlarında ise vücudun temiz tutulması herkes tarafından bilinen sağlık kurallarından biridir.

Derinin görevleri, vücudumuzun her noktasını baştanbaşa kaplayan bir manto gibidir. Ama onu gelişi güzel bir örtü sanmak doğru olmaz. Çünkü derinin vücut sağlığı yönünden çok önemli görevleri vardır. Birçok zararlı maddenin vücudumuza girmesini önleyen, terleme yolu ile vücut ısısını ayarlayan, organizmadaki boşaltım maddelerini ter bezleri ile dışarı atan derimizdir.

Vücut sağlığımız açısından bunca yararı bulunan derimizin görevlerini yeterlilikle yapabilmesi onu temiz tutmamızla mümkündür. Hava, toz, duman ve günlük hayatımızda karşılaştığımız daha birçok madde ve araç taşıdıkları mikropları her an derimize bulaştıracak durumdadırlar. Bu yüzden derimiz sürekli olarak mikropların etkisi altındadır. Şimdi üzerinden zararlı etkileri olabilecek maddeleri gözden geçirelim:

· Vücudumuzdaki yağ bezlerinin salgıladığı yağlı maddeler deriyi kapatıp terlemeye engel olur.

· Havadaki tozlar derimiz üzerindeki yağlı maddelere yapışıp gözenekleri kapatır. Böylece derinin boşaltım maddelerini dışarı atmasına engel olur.

· Mikroplar derimizdeki gözenekler yoluyla organizmamıza girerek tehlikeli hastalıklara yol açarlar.

Yetersiz temizliğin bir başka sonucu da ölü deri hücrelerinin derimiz üzerinde birikip kalmasıdır. Vücudumuzda üst deri tabakası tıpkı damlar üzerindeki kiremitlere benzeyen sert ve yassı hücrelerden meydana gelmiştir. Bu hücrelerin her gün milyonlarcası ölmekte yerine yenileri gelmektedir. İşte bu ölü hücreler derimiz sıksık yıkamak suretiyle vücudumuzdan atılmazsa gözenekleri tıkarlar. Bu durum terlemeye engel olur hem de etrafımıza fena bir kokunun yayılmasına yol açar.

Derimizin bakımı ise en önce ellerimizi sık yıkamaktan geçer. Derimizin temiz kalması için elbisenin dışında kalan el yüzümüzü sık sık yıkamamız gerekir. Her an olur olmaz şeylere dokunduğumuz düşünülürse bunu ne kadar geçerli olduğu kolayca anlaşılır.

Tırnaklarımızın mikrop yuvaları durumuna gelmemeleri için uzadıkça kesilmesi ve fırça ile temizlenmesi yerinde bir harekettir. Soğuk mevsimlerde hiç olmasa haftada bir, yaz aylarında ise en az haftada iki defa yıkanılması gerekmektedir. Banyo için en uygun zaman geceleri yatmadan önceki saatlerdir. Ama sindirimin bitmesini beklemek gerekir. Banyo suyu sıcaklığı 30-35 dere olması yeterlidir. Bu ısıda yapılacak banyonun 20 dakikayı geçmemesi sağlığımız açısından yaralıdır.

Banyodan sonra vücudumuzu sert bir havlu ile kurulamamız deri altındaki kan dolaşımını kolaylaştırır. Ayaklarımızın ayrı bir bakımı gerektiren bir organdır. Sanıldığından çok daha nazik olan ayaklarımız kolayca kirlenir. Onu her akşam yatmadan yıkamamız gerekir.

Saçlarımızda kısa zamanda toz ve kepeklerle dolduğu için temizlenmesine dikkat etmeliyiz. Saçları her gün fırçalamak ve sık sık yıkamak sağlımız açısından yararlıdır. Güneş banyosu ise sağlık açısından en önemli konudur. Derini yanması derideki pigment hücrelerinin renk değiştirmesinden başka bir şey olmadığı göz önüne alınızsa deniz banyoları ya da dağ sporları yaparken dikkatli olmak gerekir. Derinin uzun süre güneş altında bırakılmasının eritema gibi tehlikeli sonuçları vardır. Bunun için güneş banyolarını bir dakikadan başlayıp yavaş yavaş artırmak sağlığımız yönünden yararlı olur.

Şehirler Arası Nakliyat

Şehirler arası nakliyatlar yada evden eve nakliyatlar için o kadar çok firmalar rekabete girmesi bu sektörü de normal olarak etkiledi. Neredeyse her şehirde vergili olarak bir şirkete bağlı çalışan bile onlarca nakliyat firması görmekteyiz. Bu sektörün bu kadar rağbet görmesi nedeni ise genelde taşımacılıkta çok yaralı olmuş en ucuza en kısa zamanda taşımacılık sağlanmıştır.

En başta bu işe sebze, meyve taşımacılığı ile başlayan insanlar şimdilerde bunların yanında eşya taşımacılığı getirdi ve sektörden büyük paylar almaya başlandı. En küçükten en büyük evden eve nakliyat şirketleri bile her geçen gün araçlarına yeni araçlar ekleyerek ne kadar fazla kazandıklarını kanıtlar şekle geldi.

En başta bu sektörde memurlar atama sonunda ev taşımasını sigortalı şekilde evden eve nakliyat ile yapması yada şehirler arası yollarda eşyalarını sigortalı taşınması herkesi memnun etmektedir. En kaliteli şekilde, en kısa zamanda, en az ücretle taşımacılık sistemi devamlı taşınan insanları memnun etmektedir. Şimdilerde eskiden sebze meyve hallerinde gördüğümüz kamyonlar sokak aralarında üzerlerinde taşımacılık levhaları ile boy göstermeye devam etmektedir. Şehirler arası nakliyat artık çok kolay, rekabet yüzünden ucuz ve en kısa zamanda yapan firmalar kalitelerini gösterdikçe bu sektör daha da gelişme göstereceğe benziyor.

Böbrekler

İnsan her gün iki çeşit besin alır. Şeker ve yağlı maddeler enerji verenler. Bunların hücrelerde yanmalarıyla yaşamamız için gerekli olan enerji ve ısı meydana gelir. Bu maddeler yanma sırasında, daha sonra bilhassa akciğer tarafından dışarı atılan su ve karbonik gaza çevrilirler.

Et, süt, yumurta ve sebzeler gibi dokuyu onaran veya dokuya biçim veren maddeler. Hücre tarafından sindirilen ve vücudumuz için hayati önemi olan bu maddelerin içinde azot, kükürt ve fosfor bulunmaktadır. Amonyak, fosfat ve sülfatlar vücudumuzda gerektiğinden çok daha fazla miktarda bulundukları zaman zararlı, hatta zehirli birer madde olurlar. Eğer bunlar dışarı atılmazlarsa kanımızda bulunmalarıyla vücudumuz yavaş yavaş zehirlenir.

Bu zararlı maddeler vücudumuzdan akciğerimiz, bağırsaklarımız, derimiz ve bilhassa bu iş için çalışan böbreklerimiz tarafından dışarı atılır. Böbreklerimiz aracılığıyla dışarı atılan zararlı maddeler idrar adını alır. İdrarın içinde sudan başka amonyak ve sindirilmemiş tuzlar bulunur.

Vücudumuzda en çalışkan organlarımızın başında böbrek yer alır. Kan hücrelere yaralı maddelerle oksijen taşır, sindirim sırasında meydana gelen zehirli maddeleri alıp götürür. Böbrekler kanı süzüp içindeki zararlı maddeleri alıkoyduktan sonra dışarı atılmalarını sağlar.

İki böbreğimiz vardır. Bunlar esmer kırmızı renkte olup fasulye tanesi biçimindedir. Boyları 11,5 cm, genişlikleri 5,5 cm kalınlıkları 3 cm dir. İçlerinde kan olmadığı zaman ağırlıkları 120 ile 150 gr arasında değişir. Böbrekler karın boşluğunda, karın zarı (periton) nın dışında, omurganın her iki yanında bel omurları hizasındadır. Böbrekler bulundukları yerlere çevrelerindeki organlar kendilerini saran fibröz kapsül ve yağ dokusu aracılığıyla tutunurlar.

İdrar torbasında toplanan idrar, idrar yolu (urethra) adı verilen bir boru ile dışarı atılır. Böbreklere içinde bol miktarda su ve atık maddeler bulunan kirli kan temizlenmek üzere gelir. Alt ana toplar damar ile kalbe ulaşır. Oksijen almak üzere kalpten ayrılarak akciğerlere gider. Böbrek bir dakikada yaptıkları idrar öncesi sıvının miktarı 120 cm küp tür. Bu da günde 170 litre sıvı eder. Burma borucuklar hizasında tekrar emilen vücuda yararlı maddelerle suyun miktarı akla durgunluk verecek kadar çoktur. Tekrar emilişten sonra böbrekler tarafından bir günde idrar olarak dışarıya atılan sıvının ağırlığı 1,5 litredir.

Böbreklerin devamlı surette su tüketilmesi ile sağlığı korunmaktadır. Günde en az 2 litre su tüketilmesi böbrek için en ideal su miktarıdır. Böbrek yetmezliği yurdumuzda çok yaşanan bir rahatsızlıktır. Tek çaresi ise organ bağışı yapmaktan geçmekte olup her şahıs organ bağışı yapmalıdır. En azından bir gün bizim yakınımız da hasta olabileceğini unutmayalım ve organ bağışı yapalım.