Derinin sağlığı gerçekte çok önemli olsa da çoğu kişi tarafından önemsenmez. 16 yy sonlarına doğru İngiltere kraliçesi Elizabeth 1 in her gün yıkanması sarayda büyük bir şaşkınlık uyandırıyordu. Gerçektende o yüzyıllarda Avrupa toplumlarında sağlık ve temizlik anlayışı bütünüyle değişikti. Sağlık kitaplarında insan derisinin soğuk ve sıcaktan etkilenmemesi için elden geldiği kadar sudan korunması gerektiği öğütlenirdi. Günümüzün modern toplumlarında ise vücudun temiz tutulması herkes tarafından bilinen sağlık kurallarından biridir.
Derinin görevleri, vücudumuzun her noktasını baştanbaşa kaplayan bir manto gibidir. Ama onu gelişi güzel bir örtü sanmak doğru olmaz. Çünkü derinin vücut sağlığı yönünden çok önemli görevleri vardır. Birçok zararlı maddenin vücudumuza girmesini önleyen, terleme yolu ile vücut ısısını ayarlayan, organizmadaki boşaltım maddelerini ter bezleri ile dışarı atan derimizdir.
Vücut sağlığımız açısından bunca yararı bulunan derimizin görevlerini yeterlilikle yapabilmesi onu temiz tutmamızla mümkündür. Hava, toz, duman ve günlük hayatımızda karşılaştığımız daha birçok madde ve araç taşıdıkları mikropları her an derimize bulaştıracak durumdadırlar. Bu yüzden derimiz sürekli olarak mikropların etkisi altındadır. Şimdi üzerinden zararlı etkileri olabilecek maddeleri gözden geçirelim:
· Vücudumuzdaki yağ bezlerinin salgıladığı yağlı maddeler deriyi kapatıp terlemeye engel olur.
· Havadaki tozlar derimiz üzerindeki yağlı maddelere yapışıp gözenekleri kapatır. Böylece derinin boşaltım maddelerini dışarı atmasına engel olur.
· Mikroplar derimizdeki gözenekler yoluyla organizmamıza girerek tehlikeli hastalıklara yol açarlar.
Yetersiz temizliğin bir başka sonucu da ölü deri hücrelerinin derimiz üzerinde birikip kalmasıdır. Vücudumuzda üst deri tabakası tıpkı damlar üzerindeki kiremitlere benzeyen sert ve yassı hücrelerden meydana gelmiştir. Bu hücrelerin her gün milyonlarcası ölmekte yerine yenileri gelmektedir. İşte bu ölü hücreler derimiz sıksık yıkamak suretiyle vücudumuzdan atılmazsa gözenekleri tıkarlar. Bu durum terlemeye engel olur hem de etrafımıza fena bir kokunun yayılmasına yol açar.
Derimizin bakımı ise en önce ellerimizi sık yıkamaktan geçer. Derimizin temiz kalması için elbisenin dışında kalan el yüzümüzü sık sık yıkamamız gerekir. Her an olur olmaz şeylere dokunduğumuz düşünülürse bunu ne kadar geçerli olduğu kolayca anlaşılır.
Tırnaklarımızın mikrop yuvaları durumuna gelmemeleri için uzadıkça kesilmesi ve fırça ile temizlenmesi yerinde bir harekettir. Soğuk mevsimlerde hiç olmasa haftada bir, yaz aylarında ise en az haftada iki defa yıkanılması gerekmektedir. Banyo için en uygun zaman geceleri yatmadan önceki saatlerdir. Ama sindirimin bitmesini beklemek gerekir. Banyo suyu sıcaklığı 30-35 dere olması yeterlidir. Bu ısıda yapılacak banyonun 20 dakikayı geçmemesi sağlığımız açısından yaralıdır.
Banyodan sonra vücudumuzu sert bir havlu ile kurulamamız deri altındaki kan dolaşımını kolaylaştırır. Ayaklarımızın ayrı bir bakımı gerektiren bir organdır. Sanıldığından çok daha nazik olan ayaklarımız kolayca kirlenir. Onu her akşam yatmadan yıkamamız gerekir.
Saçlarımızda kısa zamanda toz ve kepeklerle dolduğu için temizlenmesine dikkat etmeliyiz. Saçları her gün fırçalamak ve sık sık yıkamak sağlımız açısından yararlıdır. Güneş banyosu ise sağlık açısından en önemli konudur. Derini yanması derideki pigment hücrelerinin renk değiştirmesinden başka bir şey olmadığı göz önüne alınızsa deniz banyoları ya da dağ sporları yaparken dikkatli olmak gerekir. Derinin uzun süre güneş altında bırakılmasının eritema gibi tehlikeli sonuçları vardır. Bunun için güneş banyolarını bir dakikadan başlayıp yavaş yavaş artırmak sağlığımız yönünden yararlı olur.