Evren
Berrak bir gecede gökyüzüne baktığımız zaman milyonlarca yıldız görebildiğimizi sanırız. Hâlbuki çıplak gözle görebileceğimiz yıldızların sayısı 3000 i geçmez. Yalnız elimizde orta büyüklükte bir teleskop varsa o zaman milyonlarca yıldızdan pek çoğunu görmemiz mümkündür. İşte evren, bütün yıldızları, yıldızlar arasındaki uzayı ve görebildiğimiz şeylerin ötesinde var olan her şeyi diyoruz. Çünkü bir çok astronom bizden çok daha uzaktaki bir takım yıldızların onları hiçbir zaman göremeyeceğimiz kadar büyük bir hızla bizden kaçmakta olduklarına inanmaktadır.
Eski çağlarda dünyanın evrenin merkezinde olduğu sanılıyordu. Buna göre yıldızlar dünyamızı aydınlatmak için gökyüzüne asılı lambalardan başka bir şey değildi. Ama 17 ici yy da bu evren görünüşü birden bire değişti. Galileo, Kopernik ve Newton gibi büyük bilginler dünyanın hiçbir zaman evrenin merkezi olamayacağını onun evrenin pek ufak zerreciklerinden başka bir şey olmadığını gösterdiler. Galileo nun keşfettiği ve sonradan geliştirilen teleskoplar yardımı ile evrenin içine doğru baktığımız gittikçe derinlere uzandı.
Sayılamayacak kadar çok yıldız kümeler durumunda bir araya gelerek galaksi adı verilen gruplar meydana getirirler. Evrende işte bu galaksiden oluşmuştur. Yıldızlar renk ve ısılarına göre çeşitli tiplere ayrılırlar. Bu ısı ve renk ayırımı çok defa yıldızların büyüklükleri ile de ilgilidir. Sarı renkli güneş gösterebiliriz. Orta büyüklükte yıldızların ısıları 6000 santigrat derece civarındadır. Bir başka kategoride kırmızı yıldızlardır. Kırmızı devler adı verilen bu yıldızların ısıları daha düşüktür.(3000 santigrat derece) ama kendileri çok büyüktür. Renk kategorisini öbür ucunda en küçük ama çok daha sıcak olan yıldızlar vardır.(15000 santigrat derece) bunlarda mavi renkli yıldızlardır.
Yıldızlar arasındaki uzaklıklar da çok büyüktür. Birbirine yaklaşması için en az 500 milyon kare milyon yıl geçmesi gereken yıldızlar vardır. İşte biz böyle bir yıldızlar sisteminin içinde bulunuyoruz. Samanyolu adı verdiğimiz bu sistem evrendeki sayısız galaksiden sadece bir tanesidir. Samanyolu nun merkezinden uzaklaştıkça yıldız kümelerinin de seyrekleştiği görülür. Güneş sistemi Samanyolu merkezinden 30000 ışık yılı uzaktadır ve hemen hemen kenarındadır.
Samanyolu saniyede 320 km hızla kendi etrafında döner. Bu dönüşü 200 milyon yılda tamamlanır. Samanyolu içindeki ışıklı gaz bulutlarına Nebula (bulutsu) adı verilir. En ünlü nebulalar Orion burcu yakınındadır. Bu parlak nebulayı ufak bir teleskopla rahatça görebiliriz. Daha büyük teleskoplar Samanyolu nun içinden dışına doğru öbür galaksi leri de gözlemlememize imkân verir. Bunların bazıları çarkıfelek benzeri havai fişekleri andırır, bazıları da dinil biçimindedir.
Galaksiler hakkında başka bir gerçekte bunların bir merkezden uzaklaştıkça daha hızlı hareket etmeye başlamalarıdır. Bazıları ışık hızı ile bizden uzaklaştıkları için bunları görmemize hiçbir zaman imkan yoktur. Işık hızı ile kaçan yıldızlar görünen evren sınırlarını meydana getirir. Bu durum daha çok astronomu Samanyolu dışındaki galaksilerin sürekli olarak için için patlayarak bizden uzaklaştıklarını ve evrenin her an madde kaybetmekte olduğu düşüncesine götürmektedir. Bazı bilginlere göre ise evren sürekli bir yaratılış durumundadır ve dışarıdan her an yeni yeni maddeler evrene dolmaktadır.
Milattan sonra 2 nci yy da ünlü astronom Batlamyus ‘megalo syntaksistis astronomias’ (büyük astronomi sistemi) adlı eserinde ileri sürdüğü ve dünyayı evrenin merkezi kabul eden teoriden bu yana astronominin büyük bir gelişme geçirdiği görülür. Son 7 yıl içinde dev adımlarla ilerleyen uzay gemileri tekniği ile daha doğru daha kesin gözlem sonuçlarına varacağımız kesindir. Bugüne kadar yapılan araştırmalar evrenin en az 10 milyar yaşında olduğunu göstermektedir.
Bazı astronomlara göre ise evren bu kadar yaşlı değildir. Gerçektende yıldızlar arasındaki uzaklıkları düşünecek olursak bu hiç de korkunç bir rakam sayılmaz. Ama astronomi evrenin doğum tarihi ile ilgilenmekten çok onun hayatıyla uğraşır. Hiçbir zaman göremeyeceğimiz derinliklere doğru uzanan evreni beklide uzay ölçülerinin dışında zaman yapısı içinde yakalamak, yeni bir zaman matematiğine göre sınırlandırmak gerekir.

Yorum yapın